Çoook eski bir arkadaşım bir kaç ay önce çoook eskiden tanıdığı bir arkadaşı ile tanıştırdı beni. Bu hoş tanışma ile hayatın insanın karşısına kendisine benzeyen kişileri çıkardığına inancım da artmaya başladı, yeni arkadaşımla çok çabuk kaynaştık, hatta eski arkadaşımdan daha sık görür oldum kendisini. Yeni arkadaşım da meğer bizim gibi yemek-sever, yemek-yapar, yemeğe gönül vermiş biriymiş. Meğerse, kendisi de bir dönem bir kafe işletmiş, şu sıralarda da Kuzguncuk'taki Mülkiyeliler Birliği Lokali'nin halkla ilişkileri ile ilgilenmekteymiş.
Yeni arkadaşım her görüşmemizde ısrarla bizi Mülkiyeliler Birliği Lokali'ne davet etti. Biz de yemek-sever yeni arkadaşımızın tavsiyesi ve daveti üzerine bir Cuma akşamı Lokal'i ziyaret ettik ve "methedildiği kadar olduğunu" gördük.
Öncelikle hemen belirteyim: Lokal'in altını çizdiği özelliklerinden birisi, mutfağında bayanların çalışıyor olması, yemeklerinin ev yemeği lezzetinde olmasını da bu özelliğine borçlu.
Menüdeki mezeleri görünce tabii ki bizim yemek hemen bir rakı sofrası şekline büründü... Daha akşam üzeri sarılmış, ılık ılık servis edilen lahana dolması, pembemsi - turuncumsu fava, mükemmel pofudukluğa sahip mücver, enfes Arnavut ciğeri, bizim favorilerimiz oldu.
Favaya doyamadığımız için, ikinci porsiyonu söyledik. Sizleri temin ederim ki, sevgili yemek-sever takipçilerim, bugüne kadar yediğim en güzel favaydı. Ben nasıl bu kadar lezzetli olduğunun sırrını, yeni arkadaşımdan öğrendim. Belki ilerleyen günlerde bu sırrı sizlerle de paylaşırım.
Mücvere gelince. Hani, bana sorarsanız, dünya üzerinde mücveri sevmeyecek bir kimse bulamazsınız. Fakat Lokal'deki mücver, bir de sımsıcak ve taptaze servis edildiğinden midir, nedir, o kadar lezzetliydi ki, "ben mücver sevmem" diyenler bile, laflarını yutmak zorunda kalabilirler. Mücverlerimiz daha ılınmaya fırsat bulamadan tükeniverdi!
Yazımın başlığındaki (?)'ni merak edenler varsa: Mülkiyeliler Birliği Lokali'ni ben yeni arkadaşım bahsetmeden önce duymamıştım. Fakat Lokal'i ziyaretimizden sonra kime bahsetsem Lokal'i biliyor. Meğerse, aslında Lokal epey de bilindik bir yermiş de bizim haberimiz olmamış. Siz de benim gibi yeni duyup geç kalanlardansanız, Lokal'de Cuma ve Cumartesi akşamları canlı müzik eşliğinde keyifli bir rakı sofrası denemenizi tavsiye ederim. Ya da benim HENÜZ denemeye fırsatım olmayan açık büfe kahvaltısını deneyebilirsiniz.
Afiyetle kalın!
restoran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
restoran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Şubat 2010 Pazartesi
11 Kasım 2009 Çarşamba
Frullati: Feneryolu - Kalamış'ta Müdavimlerini Mütemadiyen Mutlu Eden Ufak Kafe
Feneryolu - Kalamış civarında yıllardır hizmet veren ufak bir kafe var. Yeri bir kaç kez değişti ama lezzeti hep aynı, adı hep aynı: Frullati.
Frullati, sempatik bir çift tarafından işletilen bir aile işletmesi. Müşterilerine de gerek muhabbetleri ile gerekse menüleriyle her zaman için "aile" sıcaklığını hissettiriyorlar.
Frullati öncelikle çevresindeki iş yerlerinin çalışanlarına sunduğu öğle menüsü ile meşhur. Öğlenleri, sayılı masaları dolup taşıyor, servis elemanları vızır vızır çevre iş yerlerine servis yapıyor.
Fakat bana sorarsanız, Frullati'nin özel yemekleri etli yaprak sarması, kuru patlıcan dolması, içli köfte, analı kızlı ve zaman zaman servis ettiği yöresel yemekler. Etli yaprak sarması ve kuru patlıcan dolması, hani derler ya "tam kıvamında"!
İçli köfteye gelince; İstanbul'da pek bilinmeyen bir şekilde hazırlanıyor: HAŞLAMA içli köfte. İstanbul'da genellikle servis edilen içli köfte kızartmadır. Ve bana sorarsanız,kızartma içli köftede bulgurun ve içindeki kıymanın tadı boğulur; köfte ağır olur. Haşlama içli köftede ise bulgur, kıyma ve sosunun mükemmel uyumuna kavuşursunuz. Uzun lafın kısası, Frullati'de haşlama içli köfteyi denmenizi şiddetle tavsiye ederim.
Yukarıda ayrıca, "analı kızlı"dan bahsettim. Yine beni çocukluğuma götüren bir lezzet! Analı kızlı, bir çeşit çorbadır; ama yoğun bir çorba olduğundan ana yemek olarak da düşünebilirsiniz. Çorbanın içinde ufak içli köfteler ve içli köftenin dış harcından yapılan daha küçük köfteler bulunur. Ayrıca, parça et ve bolca et suyuyla yapılır. Bu yemeğe analı kızlı denmesinin sebebi ise şu: Bu çorbayı hazırlarken, "anneler" ufak içli köfteleri hazırlarken yeterince uzmanlaşmış olmayan "kızları" dış harçtan yapılan sade köfteleri hazırlar. Analı kızlıyı eskiden halam, halamın kızı olan kuzenim ve ben hazırlardık. Odanın ortasına bir örtü serilir, malzemeler bu örtünün üzerine konur, bizler de yere diz çökerek köfteleri hazırlardık... Dakikalarca süren sohbet, muhabbet arasında köfteler hazırlanır, daha sonra usta olan halam analı kızlı çorbasını hazırlardı. İşte çocukluğumun tatlı anılarını süsleyen analı kızlının o aşina tadına artık Frullati'de varıyorum.
Yolunuz Kalamış'a düştüğünde, sizler de "bir tatlı huzur almak" için, Frullati'ye uğrayın ve leziz menüsünden gönlünüzün çektiğini tadın. Pişman olmayacaksınız...
Frullati, sempatik bir çift tarafından işletilen bir aile işletmesi. Müşterilerine de gerek muhabbetleri ile gerekse menüleriyle her zaman için "aile" sıcaklığını hissettiriyorlar.
Frullati öncelikle çevresindeki iş yerlerinin çalışanlarına sunduğu öğle menüsü ile meşhur. Öğlenleri, sayılı masaları dolup taşıyor, servis elemanları vızır vızır çevre iş yerlerine servis yapıyor.
Fakat bana sorarsanız, Frullati'nin özel yemekleri etli yaprak sarması, kuru patlıcan dolması, içli köfte, analı kızlı ve zaman zaman servis ettiği yöresel yemekler. Etli yaprak sarması ve kuru patlıcan dolması, hani derler ya "tam kıvamında"!
İçli köfteye gelince; İstanbul'da pek bilinmeyen bir şekilde hazırlanıyor: HAŞLAMA içli köfte. İstanbul'da genellikle servis edilen içli köfte kızartmadır. Ve bana sorarsanız,kızartma içli köftede bulgurun ve içindeki kıymanın tadı boğulur; köfte ağır olur. Haşlama içli köftede ise bulgur, kıyma ve sosunun mükemmel uyumuna kavuşursunuz. Uzun lafın kısası, Frullati'de haşlama içli köfteyi denmenizi şiddetle tavsiye ederim.
Yukarıda ayrıca, "analı kızlı"dan bahsettim. Yine beni çocukluğuma götüren bir lezzet! Analı kızlı, bir çeşit çorbadır; ama yoğun bir çorba olduğundan ana yemek olarak da düşünebilirsiniz. Çorbanın içinde ufak içli köfteler ve içli köftenin dış harcından yapılan daha küçük köfteler bulunur. Ayrıca, parça et ve bolca et suyuyla yapılır. Bu yemeğe analı kızlı denmesinin sebebi ise şu: Bu çorbayı hazırlarken, "anneler" ufak içli köfteleri hazırlarken yeterince uzmanlaşmış olmayan "kızları" dış harçtan yapılan sade köfteleri hazırlar. Analı kızlıyı eskiden halam, halamın kızı olan kuzenim ve ben hazırlardık. Odanın ortasına bir örtü serilir, malzemeler bu örtünün üzerine konur, bizler de yere diz çökerek köfteleri hazırlardık... Dakikalarca süren sohbet, muhabbet arasında köfteler hazırlanır, daha sonra usta olan halam analı kızlı çorbasını hazırlardı. İşte çocukluğumun tatlı anılarını süsleyen analı kızlının o aşina tadına artık Frullati'de varıyorum.
Yolunuz Kalamış'a düştüğünde, sizler de "bir tatlı huzur almak" için, Frullati'ye uğrayın ve leziz menüsünden gönlünüzün çektiğini tadın. Pişman olmayacaksınız...
31 Ekim 2009 Cumartesi
Mai Ling... İstanbul'da en sevdiğim Chinese & Sushi
Sevgili Yemek Dostları(m)!...
Bir süredir uzak kaldık, ama bu arada aç kaldık sanmayın!... :)
Bugün size bir yemek tarifi vermeyeceğim... Onun yerine çok sevdiğim, nedense gönülden bağlandığım bir restorandan bahsedeceğim.
Bundan 4 -5 sene önce Sushi'den nefret eden ben, sevgili dostum Onur'un "Sushi kilometre işidir" sözünden yola çıkarak, azimle üzerinde çalışarak bir Sushi-sever oldum. Ayrıca, Chicago'da kardeşimin beni büyük bir hevesle götürdüğü tamamiyle orijinal ve otantik - benim içinse korkunç!- Dim Sum (Çin Brunch'ı diyebiliriz) tecrübesini saymazsak, Uzak Doğu yemekleri de artık benim için ciddi bir merak ve irdeleme konusu.
Hal böyleyken, İstanbul'daki Uzak Doğu restoranları da merak çemberim içine giriyor... Adını vermekten kaçınacağım muhtelif ticari zincirler şeklindeki restoranları denedikten sonra, gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, İstanbul'da Çin ve Japon yemek kültürü SAÇMA BİR ŞEKİLDE pahalı ve işin gösterişinde olanları fazlasıyla tatmin edecek şekilde CİN CON! Bir dünya kenti olan İstanbul'da artık Çin ve Japon mutfağı bir "lüks" olmaktan çıkmalı, normalleşmeli!
Uzun lafın kısası, gelelim Mai Ling'e...
Mai Ling'i ilk olarak Feneryolu'ndaki eski evime bırakılan broşürü ile tanıdım. Ve, itiraf ediyorum, ilk etapta broşürünü sallamadım! Daha sonra, Kadıköy'e giderken, sağ kol üzerinde (Kızıltoprak'ta) restoran gözüme çarpmaya başladı ve, itiraf ediyorum, "buralarda, hele de böyle bir pasajın içinde Çin ve Sushi restoranının ne işi var" diye düşünüp ikinci etapta da sallamadım! Zavallı ön yargılarımız! :)
Üçüncü etapta, sevgili arkadaşım Birgül'ün tavsiyesi ile, bir Cuma akşamı rezervasyon yaptırmak suretiyle ful çeken restoranda bir akşam yemeği yedik; sonrasında da, yine çok sevdiğim bir arkadaşım Zeynep sayesinde, tabiri caizse müdavimi olduk çıktık. Gönül rahatlığı ile söylüyorum (ve beni tanıyanlar iyi bilirler, kolay beğenmem): Yemekleri çok lezzetli! Üstelik dostlarla gidilebilecek, sıcak, samimi, son derece keyifli bir restoran (ticari zincir şeklindeki donuk ve soğuk Sushi restoranlarının aksine!).
Sushi'lerini denedim. (ABD filmlerine göndermeyle...) YUMMY!
Ana yemeklerini denedim... Kesinlikle YUMMYYY!!! (Sezchuan usulü Dana, Zencefilli Çıtır Tavuk - bunlar benim şu ana kadar tespit ettiğim favorilerim ama daha hepsini deneme fırsatım olmadı!)
Servisleri 10 üzerinden 9,5! (Henüz ismine nail olamadık ama) restoran işletmecisi Çinli beyin son derece düzgün Türkçesi eşliğinde her masa ile tek tek ilgilenmesi de insanın keyfini katmerleyen bir unsur.
Ayrıca, fiyatları da insanın kalbine indiren seviyelerde değil.
Mai Ling... tavsiye ederim! Çin yemeği ve Sushi'den korkanlar, çekinenler, itici bulanlar, "dünyada çiğ balık yemem" diyenler, çatal varken çubuklarla cebelleşmeyi gereksiz bulanlar vs vs vs... Siz de bence en az bir kere uğrayın. Benim gibi önyargıların esiri olup, Mai Ling'in müthiş lezzetlerinden mahrum kalmayın!
MAİ LİNG'E YOLU DÜŞENLERE ŞİMDİDEN AFİYET OLSUN!
Bir süredir uzak kaldık, ama bu arada aç kaldık sanmayın!... :)
Bugün size bir yemek tarifi vermeyeceğim... Onun yerine çok sevdiğim, nedense gönülden bağlandığım bir restorandan bahsedeceğim.
Bundan 4 -5 sene önce Sushi'den nefret eden ben, sevgili dostum Onur'un "Sushi kilometre işidir" sözünden yola çıkarak, azimle üzerinde çalışarak bir Sushi-sever oldum. Ayrıca, Chicago'da kardeşimin beni büyük bir hevesle götürdüğü tamamiyle orijinal ve otantik - benim içinse korkunç!- Dim Sum (Çin Brunch'ı diyebiliriz) tecrübesini saymazsak, Uzak Doğu yemekleri de artık benim için ciddi bir merak ve irdeleme konusu.
Hal böyleyken, İstanbul'daki Uzak Doğu restoranları da merak çemberim içine giriyor... Adını vermekten kaçınacağım muhtelif ticari zincirler şeklindeki restoranları denedikten sonra, gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, İstanbul'da Çin ve Japon yemek kültürü SAÇMA BİR ŞEKİLDE pahalı ve işin gösterişinde olanları fazlasıyla tatmin edecek şekilde CİN CON! Bir dünya kenti olan İstanbul'da artık Çin ve Japon mutfağı bir "lüks" olmaktan çıkmalı, normalleşmeli!
Uzun lafın kısası, gelelim Mai Ling'e...
Mai Ling'i ilk olarak Feneryolu'ndaki eski evime bırakılan broşürü ile tanıdım. Ve, itiraf ediyorum, ilk etapta broşürünü sallamadım! Daha sonra, Kadıköy'e giderken, sağ kol üzerinde (Kızıltoprak'ta) restoran gözüme çarpmaya başladı ve, itiraf ediyorum, "buralarda, hele de böyle bir pasajın içinde Çin ve Sushi restoranının ne işi var" diye düşünüp ikinci etapta da sallamadım! Zavallı ön yargılarımız! :)
Üçüncü etapta, sevgili arkadaşım Birgül'ün tavsiyesi ile, bir Cuma akşamı rezervasyon yaptırmak suretiyle ful çeken restoranda bir akşam yemeği yedik; sonrasında da, yine çok sevdiğim bir arkadaşım Zeynep sayesinde, tabiri caizse müdavimi olduk çıktık. Gönül rahatlığı ile söylüyorum (ve beni tanıyanlar iyi bilirler, kolay beğenmem): Yemekleri çok lezzetli! Üstelik dostlarla gidilebilecek, sıcak, samimi, son derece keyifli bir restoran (ticari zincir şeklindeki donuk ve soğuk Sushi restoranlarının aksine!).
Sushi'lerini denedim. (ABD filmlerine göndermeyle...) YUMMY!
Ana yemeklerini denedim... Kesinlikle YUMMYYY!!! (Sezchuan usulü Dana, Zencefilli Çıtır Tavuk - bunlar benim şu ana kadar tespit ettiğim favorilerim ama daha hepsini deneme fırsatım olmadı!)
Servisleri 10 üzerinden 9,5! (Henüz ismine nail olamadık ama) restoran işletmecisi Çinli beyin son derece düzgün Türkçesi eşliğinde her masa ile tek tek ilgilenmesi de insanın keyfini katmerleyen bir unsur.
Ayrıca, fiyatları da insanın kalbine indiren seviyelerde değil.
Mai Ling... tavsiye ederim! Çin yemeği ve Sushi'den korkanlar, çekinenler, itici bulanlar, "dünyada çiğ balık yemem" diyenler, çatal varken çubuklarla cebelleşmeyi gereksiz bulanlar vs vs vs... Siz de bence en az bir kere uğrayın. Benim gibi önyargıların esiri olup, Mai Ling'in müthiş lezzetlerinden mahrum kalmayın!
MAİ LİNG'E YOLU DÜŞENLERE ŞİMDİDEN AFİYET OLSUN!
Etiketler:
Chinese,
Çin yemeği,
Kızıltoprak,
Mai Ling,
restoran,
Sushi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
